Kurmes Dernegi Resmi Web Sitesi

 Haberler

3 Kürt Kadını Yaralıyken Katledildi

12507549 1527905910870772 5294593206761921016 nŞIRNAK- Sıkıyönetimin sürdüğü Şırnak'ın Silopi ilçesinde katledilen DBP PM üyesi Sêvê Demir, Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır ve KJA aktivisti Fatma Uyar'ın yaralıyken infaz edildikleri kesinlik kazanıyor.

Şırnak devlet hastanesinde cenazeleri teşhis eden HDP Şırnak milletvekili Leyla Birlik, tanıklığını anlattı, "Sêvê ve diğer kadın arkadaşlarımız yaralıyken infaz edildiler. Buna kesin olarak inanıyorum. Sonuna kadar da bu iddiamın arkasındayım" dedi.

'MİLLETVEKİLİYİM, TÜM ZAMANIM HASTANE VE MORGTA GEÇİYOR'

"Çok zor bir süreçten geçiyoruz" diyerek söze başlayan Birlik, konuşmakta zorlandı, "1990'larda küçüktüm, anlatılırdı. Hayal meyal hatırlıyorum bazı anları. Ama şimdi yaşıyoruz, gözlerimle görüyorum. Halkımıza karşı büyük bir vahşet uygulanıyor. 7 aydır milletvekiliyim ve tüm zamanım morgda ya da hastaneye geçiyor" dedi.

Günlerdir mahallelerin taranarak katledildiğini, sağ kalanların gözaltına alınarak toplama kampı gibi yerlerde toplandığını ve bilgi alınamadığını belirten Birlik, 3 kadın devrimcinin öldürülmesiyle ilgili olarak şunları anlattı: "Sêvê'yi morgda ben teşhis ettim. Ben böyle bir vahşet görmedim. Üç kadın arkadaşımız yaralıydı ve kesinlikle infaz edildiler. Kadın oldukları için, Kürt oldukları için ve partimizin çalışanı oldukları için katledildiler.

'SEVE'Yİ ELLERİNDEN TANIDIM'

Pazartesi akşamı saat 19.30 sıralarında DBP Silopi İlçe Eş Başkanı Gülşen Özden'e telefon geliyor. Arayan kişi vurulduklarını belirterek, ambulans istiyor. '4-5 kişi yaralı. Aralarında Sêvê arkadaş da var' diyor. Sonra ben saat 21.00 sıralarında telefon aldım. Gülşen arkadaşım aradı. Sêvê'nin yaralı olduğu bilgisini aldığını söyledi. Grup başkan vekilimiz Çağlar Demirel, milletvekili arkadaşlarım Ferhat Encü ve Aycan İrmez ile iletişim kurdum. Görüşmeler yaptım, ambulans istedik, adresi tahmini söyledik. Ambulans gece saat 01.00 sıralarında olay yerine gidiyor. Bizim ambulansa söylediğimiz menfez ile ambulansın arkadaşları aldığı menfez aynı yer. Arkadaşlarımızın yaralı oldukları kesin. Arayan kişi yaralı olduklarını söylüyor. Sêvê kafasına o darbeyi ilk anda almış olsaydı, telefon açan kişi Sêvê'nin yaralı değil ölü olduğunu söylerdi. Bu da durum Hacı Birlik olayına benziyor. Hacı'yı yaralıyken yakalayıp infaz etmişlerdi. Sonradan bunun kayıtları da ortaya çıktı. Burada yaşanan vahşeti kelimelerle anlatamıyoruz. Ben morga girdiğimde gördüğüm tam bir vahşetti. Sêvê'nin kafası yoktu. Yüzünün üçte ikisi yoktu. Arka tarafı yoktu. O güzel saçları yoktu, kan içindeydi. Ben Sêvê'yi ellerinden tanıdım. Bir kez daha söylüyorum, arkadaşlarımız yaralıydılar ve sonradan infaz edildiler."

'VAHŞETİ ANLATMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUM'

Önceki gün katledilen 2 gencin hala cenazesinin alınmasına izin verilmediğini belirten Birlik, "Bu vahşeti anlatmakta zorluk çekiyorum artık. Hangi dinde, hangi kültürde, hangi inançta böyle bir şey var. Halk iki gündür, çocuklarının cenazelerini almak için uğraşıyor. Bu mahallenin çocukları. İnsanların kendi cenazelerini kaldırmasından daha doğal, daha insani ne olabilir ki? Ancak iki gündür o iki cenazenin başına kobraları dikip, yaklaşana ateş açıyorlar" dedi.

İktidarın bütün bir halkı katliamlarla itaate zorlamak istediğini kaydeden Birlik, şöyle konuştu: "Rejimlerini Hitler'e benzetmişlerdi. Aynı uygulamaları yapıyorlar. Bugün Kürdistan'da hukuk yok, savcının iradesi yok. Hastaneler, kamu kurumları kolluk kuvveti dolu. Şırnak merkezini de doldurmaya başladılar. Sağlık müdürlüğünün pencerelerine çuvallarla dolu. Çalışanlar binaya kimlik kartı göstererek giriyor."

Dün akşam Bahçelievler Mahallesi'nde bir gencin daha katledildiğini hatırlatan Birlik, "19 yaşındaki Çetin Taşar isimli genç, zırhlı araçtan açılan ateşle başından öldürüldü. Şimdi yine morga gidiyorum" dedi

 Dernek

 

HAYDAR

TC,nin Kürt Fobisi
Taş üstünde taş baş üstünde baş bırakmamak!.. Haydar UC / 22.04.2016 Ülkemizdeki ve bölgemizdeki savaşı ve siyasal gelişmeleri sinema filmi izler gibi izliyoruz. Her geçen gün daha çok ölümlere, toplu katliamlara alışıyor, vahşeti kanıksıyor, koyunun kavalı dinledigi gibide sessizce dinliyoruz. Biraz duyarlı olanlarımız ah vah, yazık gibi serzenişlerle işi idare ediyor, duyarlı küçük bir kesim ise bir varlık gösterememenin acısı içinde kıvranıp duruyor. En son teknolojik silahlarla donanmış Türk ordusu ve yandaş çete grupları „ senin istedigin gibi yaşamak istemiyorum, senin sahip olduğun bütün haklara, eşitlige ve özgürlüge bende sahip olmak , barış ve huzur içinde yaşamak istiyorum" diyen Kürtlerin üzerine vahşice saldırıyor, tank, top, uçaklar yetmiyormuşçasına kimyasal silahlar kullanarak vahşet yapıyor, insanlık suçu işliyorlar. Uluslararası savaş kurallarının yasakladığı, sivil katliamı, işkence, kadın gerillaların çıplak bedenlerini teşhir etme, esirleri katletme, sivil yerleşim alanlarını yıkma gibi bütün kuralları hiçe sayıyor. Suriye savaşında destekledigi, kullandığı DAIŞ çetelerini Kürdistanda kullanıyor. Kürtler her hak talep ettiklerinde faşist Devlet Bahçeli'nin son günlerde söyledigi gibi, „taş üstünde taş baş üstünde baş" bırakmama politikasını hayata geçiriyorlar. Kürtler eger Afrikanın küçük bir köyünde bile kendi başlarına yaşamayı denerlerse TC ve ordusu hemen harekete geçer, ellerinde geliyorsa yok etmeye çalışır. Kürtlerde eski kürt degil artık direniyor, hak talep ediyor, siyaset üretiyor, diplomasi yapıyor ve Rojava örneginde olduğu gibi demokratik sistemlerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bu durum TC,nin işini zora sokuyor ve daha fazla azgınlaşıyor. Kuzey Kürdistandaki kürtlerin TC rejimine karşı demokratik ve siyasal mücadelesi yeni biçimler de sürüyor. TC devletinin anti-demokratik, hak hukuk tanımaz, baskıcı, asimilasyoncu, inkarcı ve faşist tutumuna karşı Kürtler, kendi kendimizi yönetmek istiyoruz yeter artık diyerek, demokratik öz yönetim ilan ettiler. Ve ilan ettikleri yerlerde kitlesel bir destek ve katılım sağladılar. Doğru veya yanlış, bir halk ben böyle yaşamak istiyorum diyorsa o iradeye saygılı olmak asgari demokratik bir tavırdır. Eger TC,nin ismi Parlamenter Demokratik Cumhuriyetse buna uymak onların sorumluluğu degilmi? Bu devletin başta Cumhurbaşkanı olmak üzere muhalefeti de dahil kendi koydukları ve üzerine yemin ettikleri anayasaya uymuyorlar, saygıda göstermiyorlar. Böyle bir ülkede kanundan, nizamdan, adaletten, hukuktan bahsedilebilinirmi? Bu kriterler dün yoktu bu günde yoktur. Kürt Özgürlük Hareketi eksigiyle yanlışıyla bu adaletsiz, soykırımcı, faşist AKP-Erdogan rejimine karşı can bedeli direniyor. Çok ağır kayıplarına rağmen bu rejimi durdurmanın tek yolunun direnişten geçtigini bizlere söylüyor. Bu nedenle „biz bütün toplum adina direniyoruz" söylemi boş bir söylem degil. AKP rejimi dağdaki gerilla ve öz yönetim direnişindeki sivil savunma güçleri karşısında bozguna uğruyor, parlamentodaki HDP lilere saldırarak dokunulmazlıklarının kaldırılacağını ve hapse atılacaklarının startını veriyorlar. Kürtlere uyguladıkları vahşetin parlamentoda duyulmasını istemiyorlar. Hırsızlıklarının teşhir edilmesini, yolsuzluklarının açıklanmasını istemiyorlar. Esasen Kürtler, birlikte kardeşçe bir yaşamı savunmalarına rağmen, bu devletten ve onun sisteminden umutlarını çoktan kesmişler. Kardeşlik palavrasına artık inanmıyorlar. Bu nedenle biz artık kendi kendimizi yönetecegiz diyerek öz yönetim ilan ettiler. Öz yönetim direnişi Kürt halkının özgürlük arayışıdır, biçimi ve şekli bir yana özü itibarıyla haklıdır, meşrudur ve devrimcidir. 21. yüzyılda Kürtler artık özgürlüklerini elde etmek ve kölece yaşamayı söküp atmak istiyorlar. Öz yönetim direnişi AKP faşizmine ve onun bütün bir toplumu teslim alma zorbalığına karşı verilmiş devrimci bir direniştir. Demokrasiden, özgürlüklerden yana olan bütün kesimlere moral vermesi bakımındanda önemlidir. Bu direniş PKK nin 1984 de askeri faşist cuntaya karşı başlattığı gerilla savaşının toplumdaki diri ve demokratik güşler üzerinde yarattığı olumlu etkinin aynısıdır. Evet Kürtler ve Kürt hareketi Türkiyede devrimci ve demokratik mücadelenin, can bedeli, dişe diş direnişin ana gücü, motorudur. Tabiiki öyle kolay olmamıştır, olmuyor da. 1984 lerde Mazlum Doğanların Diyarbakır zindanında yaktıkları özgürlük ateşinin toplumda kök salarak filizlendigi ve devam ettigi bir kahramanlık mücadelesidir aynı zamanda. Bu direniş başarılı olursa büyük gelişmelere yol açacak, AKP fasist rejimi geriletilecek ve demokratik bir çok gelişmeninde önü açılmış olacaktır. Kürtler bakımından, sadece kürtlerde degil türkiyedeki devrimci-sosyalist hareketler bakımındanda varlık, yokluk mücadelesidir. Bu nedenle topyekün sahiplenilmesi ve savunulması gerekmektedir. Bu mücadelenin yenilgiye uşraması durumunda tabiiki epeyce olumsuz etkileride olacaktır. Her halükarda Kürtler geçici yenilgide alsalar mücadeleye devam edeceklerdir. Kürdistan tarihi katliamlar tarihi olmakla birlikte aynı zamanda büyük direnişler tarihidir de. Böyle olmasaydı bu mücadele bu günlere gelebilirmiydi. Kürtlerin sömürgeci boyunduruğu kırarak kendi özgürlüklerini kazanacaklarından hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Kürtler özgürlük savaşımında düşe kalka yol alıyor, hata ve eksikliklerinden dersler çıkarıyor ve onurla/gururla aydınlık ve özgür geleceğe doğru yol alıyorlar. Her Kürt bireyine, aydınına, devrimci-demokratına düşen görev bu zorlu günde bu mücadeleyi desteklemek ve bu mücadeleye kendi olanakları ölçüsünde omuz vermektir. Kendi adıma bulunduğum yerde hem manevi hem maddi ve hemde pratik destek vermeye çalışıyorum/veriyorum. Duyarlı herkesi de böyle davranmaya çağırıyorum.

Haydar Üc

24.04.2016

 

 

 Köyümüz

Ballidut köyünden emekli savci kazim gül tedavi gördüğü hastanede bu gün hakka yürümüştür. Yenibosna cemevinde 18.4.2016 saat 13:30 helallik alindiktan sonra yenibosna mezarliğinda defin edilecektir. Ailesi ve tüm sevenlerinin başi sağolsun.kkkk

 Kültür & Sanat

 

10382847 1444489545799694 821147091935498712 nKurmeş Derneği olarak, köylülerimizi ve Kurmeş dostlarını bu etkinliğe katılmaya davet ediyoruz.

Günümüz de AĞUÇAN lı bazı dedelerin, Alevi Kızılbaş inancını kendi maddi menfaatleri için

asimile etmek isteyen düşünceye karşı, AGUÇAN lıların birlik ve beraberliği kaçınılmaz bir zorunluk olarak görmekteyiz.

AĞUÇAN lılara düşen görev, inançlarına bağlılık, yol düşkünlerini de kendilerini ARINDIRMAKTIR.

 


mitgliedgazetekurmessteine

Etkinliklerimizden Haber & Fotoğraflar

Duyuru & Ilanlar

 

 

ruedesheim1ruedesheim2

  

ziyaretciwedding

ESNAFLAR
ESNAFLAR
ESNAFLAR
ESNAFLAR

YAZARLAR

64Mehmet Yilmaz
67
Ali-Ekber Aslaner
68
Haydar Uc
azizoz
Aziz Öz
 haydaraslan
Haydar Aslan
polatdurmus 
Polat Durmus
 75
Ayfer Ber
 
hidirgueneri
Hidir Güneri
71 
Ismet Bangus
74
Hasan Aslan
 default
Iskender Imak
63
Ehmed Pelda
72
Ferhat Tunc
 
76
Ergin Doğru
 
70
Haydar Işık
 
65
Ali-Haydar Gürbüz